Alkış

 

“Hayata Dair Yapriko Yazıları” yazmaya, eski bir dost sayesinde başladım. Şimdi, evimden çook uzakta, aslında evim neresi gerçekten diye düşünmeye geldiğim bu uzak yerde, tekrar buluştuk o Dost’ la.

stirling1

Peşimi bırakmadan, “Yazmalısın, yazmalısın, yazarak anlatmalısın!” diye itina ile ısrar etmeseydi a dostlar, sizlerle de buluşamazdık kelimelerde…

40 yaşına gelmeden  yapılması gereken şeylere, yeni eklediğim İskoçya fethim beni çok etkiledi. Meğer ne “Braveheart” lar varmış dedirtti dünyada:)Edinburgh’a gitmeden, yaşlanmamak lazım.

 

Whisky testing dükkanının kapısında, hiç anlamadığım dilde sohbet ettiğimiz -ve sanırım dertleştiğimiz- sayın çekik dostum, yok aslında birbirimizden farkımız… Hepimiz sonsuzca kendimizi aramaktayız..

Bulabilir miyiz bu gurbet ellerde bilemem ama bildiğim, evi insanın kalbindeymiş. Hiç bir yer yok yani, yanında götürmediğin yüreğini…!

En sevdiği çayın adının, bir meydana verilmesinden muzdarip her gün “Earl Grey Monument” meydanında bir cafe de oturuyorum. Günlük gazeteler, beyaz peynir olmadığı için mozzarellalı-dometesli sandviç ve tabii ki çay ile meyva yiyerek. Beni fahiş fiyata meyva satarak kazıklayan Polonyalı arkadaşım, biz alışkınız aslında, “Ederinden fazla değer vermeye”…  Ama sanırım mesele, verdiği rütbeyi kendi söken ellere sahip olmakta değil mi? Çok da kazançlı sayılmazsın bu durumda! Yarın, meyvalarımı en ucuzcu marketten satın alacağım, haberin olsun….

Her gün, bu meydanda çay içiyorum ve etrafı seyrediyorum. İnsan, nasıl olur da her gün boş boş baktığını sandığı duvarlarda, yeni bir şeyler görür? Bakmakla görmek arasındaki ince çizgi, ne tarafa daha yakın?

Yüreğimden bakabildiğim her gün için, kendime ve bana baktığınız için sizlere büyük alkış…

Yapriko – New Castle

Author: yaprak

Share This Post On