Anne, ben Dijital oldum!

Eskiden arkadaşlarımızla sözleşince nasıl buluşuyorduk? Ev telefonlarından 1 kez-yanlış okumadınız sadece 1 kez-birbirimizi arayıp merkezi bir bölgede kavuşuyorduk ancak, tadına doyulmamak üzere.

Eskiden arkadaşlarımızla sözleşince nasıl buluşuyorduk? Ev telefonlarından 1 kez-yanlış okumadınız sadece 1 kez-birbirimizi arayıp merkezi bir bölgede kavuşuyorduk ancak, tadına doyulmamak üzere…

Sonra ceplerimize giren bir telefon kolaylaştırdı bu buluşmayı. Yerimizi bildirmekten tutun da, yeri en ince ayrıntısına kadar tarif etmeyi dahi beceren. Hatta o yeri ararken neler hissettik? Türk tipi tarif terminolojisine hangi yenilikleri dahil ettik? Arayıp da bulana kadar hissiyatımız hangi yönde gelişti ise, gelsin gülen suratlar/gitsin üzgün suratlar! İnternet duygularımızı da yüklenmiş olduğundan sağ olsun, biz bir içimizi dökmüş bir rahatlamış olarak varıyoruz artık gideceğimiz yere.

Hava durumunu mu merak ettik? Yağmurun yağacağı bölgeden tutun da (şehir değil yalnız neredeyse ilçe-ilçe), sis oranına dek öğrenebiliyoruz. Döviz mi almak istiyoruz? Hoppp parite dahil cebimizde. Japon Yeni ve Hollanda Florini arasındaki denge ise hayatımızın tabii ki hep merkezinde…

Hayat gailesi nedeniyle diyet mi yapamıyoruz? Gelsin sağlıklı yaşam aplikasyonları, adım sayarlar.-Ne o lokma sayar gibi tövbe, tövbe demeyin-  çok yararlı bir şey diyorlar ben de deneyeceğim en kısa zamanda. En azından bir kaç adımda…

Çalışma hayatına ilk başlayan yaş grubu arkadaşlarım hatırlar fax çekebilmenin dayanılmaz heyecanını. Müthiş bir icat diye düşünmüştük. Şimdi, telefonumuzun altına taktığımız minik bir aparatla sunumlarımızı bile anında perdeye yansıtır olduk. Buyurun bakalım, neymiş müthiş icat? Neredeyse, sunumu bizim yerimize yapacak şekilde tasarlanmış bu şey hayatımızı akıl almaz şekilde kolaylaştırıyor. Dolayısıyla da bize sadece fikir üretmek kalıyor. Bir de sunum sonrası kahve keyfi.

Kenarları eskilikten yıpranmış, hep en üst çekmecede duran telefon fihristleri ise çok şükür ki artık bilgisayar-telefon-tablet üçgeninde hep birbiri ile senkronize. Kime nasıl, ne zaman istersek de ulaşılabilir mesafede.

En çok korktuğumuz şey, o defterlerin kaybolması idi. Şimdi iletişim merkezlerinde 3 dakika da , binlerce telefonu, bilgiyi transfer edebiliyoruz. Korku-morku kalmadı ilerleyen telekomünikasyon teknolojisi sayesinde. Kavuşmak da bu nedenle artık “Hayal” değil…

Eskiden mesleğimi soranlara, “Şuyum-buyum-bu olmak istiyorum “derdim. “Şimdi ne iş yaparsak yapalım da aman Dijital’de kalalım” diyorum.

Kalın sağlıcakla…featured-378

Author: yaprak

Share This Post On