İş Yerinde Daha İyi İletişim İçin Verileri Nasıl Kullanırız?

Kelimeler zordur. İletişimsizlik iş yerlerinde sık sık olur. İncitir, engeller ve hatta düşmanlık yaratır.Güvensiz ve korunaksız olabilen bu belirsiz iletişimde aramızda bir kahraman yaşıyor. Bu kahraman verilerdir. Bu daha önce defalarca söylendi ama tekrar etmeye değer : Sayılar asla yalan söylemez.

Bir diğer yandan : Herkes kendini sayılarla rahat hissetmez. Ürünü pazarlamayla buluşturma aşamasında hızla ilerliyorken buna her zamankinden daha çok dikkat etmemiz ve değiştirmemiz gerekir.

Ürünle pazarlama arasındaki ilişki incelenmeli, açıklanmalı ve optimize edilmeli – yani iletişim kurulmalı ve anlamalı. Verileri kullanmak ise bunu etkin olarak gerçekleştirmenin tek yoludur.

CommunicateBetter.io dersinde bir sayı çaylağı ya da  sayı budalası olsanız da hepimizin sayılar hakkında  nasıl konuşabileceğini ve hemfikir olabileceğimizi göstereceğim.

1.Basitleştirin

basitleştirme

Süslü algoritmalar göstermeyin ve denklemleri karmaşıklaştırmayın. Hiç kimse bir ukalayı sevmez. Sayıları sade, basit ve de en önemlisi doğru tutun.

Veri iletişimini basitleştirerek ‘Veri Bilimi’nde master derecesi olmayanlara da açık tutarsınız. Herkesin her zaman konuşmanın/konunun bir parçası olma fırsatı olmalıdır.

Son olarak ‘Büyük Veri’ (Big Data) gibi aldatmacalara kapılmayın. Bunun yerine sizin için önemli olanı seçin.  Bütün verilerinizin küçük bir bölümünü nasıl kullanacağınızı tam olarak bilmek sizin için bir anlam ifade etmeyen çok fazla veriye sahip olmaktan daha iyidir.

Eylem : Sayıları böl ve odaklan.

2.Görsel Kullanın

Sayıları anlamlandırmak için grafikleri kullanmaktan daha iyi bir yol yok. İnsanlar görsel varlıklardır ve beyinlerimiz bilgiyi belli şekillerde tüketmeye isteklidir.

Gerçek şu ki büyük miktarda veriyi son derece hızlı bir şekilde tüketme ve anlama kapasitemiz vardır. Beynine itaat et, hesap tablolarını yak.

İnsan olarak verileri nasıl sınıflandıracağımızı ve nasıl anlaşılabilir hale getirebileceğimizi anlamak için aşağıdaki Beyin Darbesi : Hızlı Anlama için Veri Biçimlendirme’ sunumunu gözden geçirin.

http://www.slideshare.net/geckoboard/data-summit-pauljoyce?ref=http://www.communicatebetter.io/how-to-use-data-to-align-communication-in-the-workplace/

Eylem : Beyninizi tanıyın.

3.İngilizce Konuşun

‘Basitleştirin’ kısmı sadece sayılar için geçerli değildir, dil için de geçerlidir. İş yeri dil bilimi yeteneği için uygun bir yer değildir. İnsanlarla bilgisayarlar ya da başarılı İngiliz bilim adamlarıyla konuşur gibi değil insanmış gibi konuşun.

Veriler hakkında konuştuğunuzda kısaltmaları kullanırken dikkatli olmaya çalışın ve jargonları bir kenara bırakın. İnsanlar kullanılan dil ya da konu hakkında korkutulmuş hissetmediklerinde bilgiyi almaya daha açık ve iletişimin parçası olmaya daha istekli olurlar. Sorun şu ki bu insanlar belki bazı muhteşem fikirlerin üzerinde oturuyor olabilirler, onları henüz paylaşmadılar , çünkü bunu yaparak kendilerini rahat hissetmediler.

İyi iletişim insanlara iletişime atılmaları için fırsat vermek ile ilgilidir.

Büyük konuşmalar/sohbetler/muhabbetler/hareketler insanlar kendilerini sakin ve potansiyel olarak tamamen aptal hissettiklerinde tetiklenir.

Ayrıca iş yerinde ‘Aptal’ kelimesini kullanmayın. Asla! İngilizce konuşun, bilmemenin sorun olmadığını bilin, devam edin…

Eylem : İnsanlar veri sözlüğü çıkarmak zorunda kalmadan sohbete başlayın.

4.Abartmayın

abartmayın

Evet sayılar MUHTEŞEM. Ama diğer her şeyde olduğu gibi, abartmayın.Yeni bir proje üzerinde mi çalışıyorsunuz? Sayılardan uzak durun ve yaratıcılığınızın coşmasına izin verin, sonra geri dönün, gerekli verileri kullanarak fikirlerinizi onaylayın ve uygulayın.

Ne yazık ki, yaratıcı süreç  ve veri anlayışının iyi oynayarak kazanmış olduğu  bir ünü yoktur. Yaratıcılık ve veriler süreci durdurmak yerine birbirine desteklemelidir.

Birbirimizle daha iyi iletişim kurarken yaratıcılığa ve verilere izin vermek bize bağlı.

Eylem: Verileri sahiplenin, fakat sizi kontrol etmesine izin vermeyin.

  1. Açık olun

açık olun

Paylaşmak potansiyel olarak insanların en büyük iletişim sorunlarından biridir. İşe soru sorarak başlayın, sonra biraz daha soru sorun ve sormaya devam edin.

Biraz kaosun iyi olduğunu herkese anlatın.’

        – Aditya Agarwal, DropBox

İnsanlar paylaşırken kendilerini belki iyi hissetmeyeceklerdir. Çünkü doğru cevapları ya da doğru sonuçları yoktur. Bu önemli değil. Durumlarınızı paylaşın. Bunu yaparsanız, herkes kendini daha iyi hissedecek, nerede durup, nasıl yardım edeceklerini bileceklerdir.

İyi iletişim açık ve dürüst olmaktan gelir.

Eylem : Soru sor, bilgilerini paylaş. Tekrar et.

Hatırla : Veriler birinci, fikirler ikincidir.

Fikirlerden farklı olarak verilerle ilgili en güzel şey verilerin gerçekçi olmasıdır. Etki ve izlenimlerin yerine yapabileceklerinizin verilere dayalı düşünce formu olmasıdır.

Veri kullanımı politikaları azaltılmasına, anlaşmazlıkların dengelenmesine ve karar verme için daha bilimsel bir yaklaşım yolunu açmaya yardımcı olacaktır.

Fakat kendinizi hiçbir datanın uygun olmadığı bir durumda bulmanız halinde (ve evet bu olur.) 2 seçeneğiniz var :

  1.    Dışarı çıkın ve veri toplayın.
  2.    Jim Barkdale gibi yapın : ‘ Verilerimiz varsa, verilerimize bakalım. Tüm sahip olduğumuz fikirlerimizse, benimkine katılalım.

Daha iyi iletişim için cevaplar verilerde, fakat bizim görevimiz bu verileri herkes için anlamlı olan bilgilere dönüştürmek.

Veri anlayışı, gereken cevapları bizim önümüzde bekleyen soruları cevaplamamızı sağlar, onlar sadece herkes için tüketilebilir ya da erişilebilir olmayan biçimde gelmiştir.

Veri iletişim şeklimizi basitleştirme, sıralama ve geliştirme zamanı. Zor mu olacak? Evet. Buna değecek mi? Tabi ki.

Bu metin communicatebetter.io adresinden çevrilmiştir.

Author: yaprak

Share This Post On