Meydan

romaMeydanları seviyorum, gittiğim şehirlerde. Bana kendimi hatırlatıyor. Kocaman geniş bir alanda bir kaç güzel taş, bir kaç çeşme, çeşmenin başında fotoğraf çektiren gülen insanlar.

Fotoğraf çektirmeyi, biriktirmeyi sevmiyorum aslında. O anı hapsettiğimiz küçük ekranda, o ana ait ne hissettiğimize ait bir tuş olmadıktan sonra neye yarar biriktirmek?
Koleksiyoner insanlara hep özenmişimdir. Her gittiği yerden bir kart, bir konser bileti, bir peçete, yarısı yanmış bir mektupla hayatı biriktirenlere, geri dönüşüm kutusuna atamadıkları bu anıların hep onlarla diğer yere de geldiklerini kim hatırlatır bilemem ama anılarını insanlar en çok kalplerine yazarlar makinalardaki kutucuklara değil. Oradan silinmesi ihtimali de bu nedenle geçerli değil.
Gülerek fotoğraf çektiren insanlara bakıyorum. Yeni sevgili olmuş ürkek el tutan şu kız; ha kazandım-ha kaybettim telaşı ile, aşkı ıskaladığı zamanda donmuş.
Buruşuk elleriyle bastonunu dikkatle yürüdüğü yere bastıran temkinli dede, siz yaşadıkça çok öğrenmişsinizdir ama temkin düşeceksek eğer sadece yere düşene kadar yaşadığımız heyecanın adı. Düşeceksek düşeceğiz öğrenmenin başka yolu yok.
Kendi şehirlerinden, bu uzaklara, gördüklerini geride bıraktıklarına anlatmak için gelen “Desinler Turist Grubu”, hayran hayran etrafı seyrederken, gördüklerinizi kendi şehirlerinizle kıyaslamayın boşuna içinizden.. Herkesin şehri, kendi kalbidir günün sonunda.
Ürkek kızın sevgilisi, kızın elini daha bir güvenle tutkuyla kavrasa, bastonun topuzuna yapışan dedenin elinin üzerine küçük bir torun eli yapışşsa..”Desinler Turist Grubu” içinden birileri, kendi şehirlerine, vapurlarına, genizlerini yakan iyota, Kanlıca İskelesi’ ndeki simit-tulum peynire, kalplerinde en büyük yeri açıp, yeni bir rüzgarla esmek için sadece bu meydanlara gelseler, ederinden 100 katı fazlasına anı satmaya çalışan küçük çocuklar evlerine belki daha umutlu giderlerdi.
Ne iş yaptığımız değil; ne kadar tutkuyla yaptığımız ya önemli olan! O çocuk için de kara pis gözlerinden, belki başka bir meydanı gezmeye giderken, temkinli bir dede olmadan, ürkek bir kızın elini tutma hayali geçer böylece.
Çeşmelerin başında ben de gülerek fotoğraf çektiriyorum. Dostum gösteriyor resimlerimi.
Yolun yarısında bir kadın… Gülüşüyle gözleri arasındaki mesafe uzamış. Bir koca kalp, 2 küçük kız, bir kaç dost, bir kaç eski aşk ve bir ömürlük sevdadan oluşan.
Soluk borusu ile kalbi arasındaki mesafede, gidilmedik-görülmedik tüm meydanlara ailesine, kaybettiği dostlarına, tutkularına ve sevdalarına  ait bir hasretle saçlarını savurup kocaman bir kahkaha atıyor.
Ama Ses meydanda kayboluyor. -O anın fotoğrafı çekilmiştir.-
Yapriko – Roma

Author: yaprak

Share This Post On