Markaların Sosyal Medyada Yaptıkları 7 Hata

social media

Geçtiğimiz günler markaların değerlerini sosyal medyada ne kadar var oldukları ile anlamaya çalıştıkları güzel günlerdi. Bu noktada markamız için neyin sosyal medya stratejimizi daha iyi hale getirebileceği konusunda düşünmeye başlayabiliriz. Fakat maalesef ne kadar düşünsek de başarılı bir sonuca ulaşamayız. Çünkü markalar sosyal pazarlamayı çok yanlış anlıyorlar. Hem de çok yanlış. Bu yanlışlarla ilgili tanık olduklarım ve hatadan nasıl dönebileceğimize dair önerilerim ise şöyle:

1. Muhafaza > Kazanç

Bu markaların en çok yaptığı hatalardan biri. Sosyal ağlara yeni müşterileri veya gelecekteki aday müşterileri bulmak için bir kaynak olarak bakmaktansa, varolanı muhafaza etmeye daha çok eğilmek gerekir. Araştırmalarımız gösteriyor ki yeni bir Facebook hayranı muhtemelen bir müşteriye dönüşecektir. Fakat varolan müşteriniz Facebook’ta hayranınız haline gelirse bu onun hayat boyu marka bağlılığını artıracak ve alım davranışını iki katına çıkartacaktır.

Bu araştırma gösteriyor ki hayranlar, hayran olmayan müşterilere göre yılda ortalama 116$ daha fazla harcama yapıyorlar. Giyim kategorisi bu anlamda en büyük farkı gösteren kategori, bu kategoride hayranların diğer müşterilere göre yılda 257$ daha fazla harcadığı gözlemleniyor. Yeni müşteriler kazanmaktansa varolanı bu mecralara çekmek ve bağlılıklarını artırmak daha mantıklı olacaktır.

Varolan müşteriler üzerine daha çok eğildiğiniz taktirde marka bağlılığı ve satın alma davranışı adına daha büyük bir geri dönüş alacaksınız.

2. Her yerde olmaya çalışmayın!

Birçok marka var olan her-bir-mecrada yer almaya çalışıyor. Örneğin, profesyonel bir spor markasının sosyal medya pazarlama uzmanıyla tanışmış ve her bir mecrada hangi takımdan olursa olsun olabildiğince hayran toplamaya çalıştıklarını söyledi. İlk olarak, bu gerekli değil. Fakat markalar şöyle düşünüyor; eğer bir mecra varsa demografik veriler bunu desteklemiyorsa bile orada da var olmak lazım.

Her bir mecrada her bir müşteri için bulunmaları gerektiğini düşünmektense, hangi mecrada en güçlü olduğunu anlayarak burada ilerlemek daha mantıklıdır. Sadece markanın karakterine değil müşteri kitlesinin karakterine de bakıyor olmak önemli.

3. Mesajı gönderip etkisini bekleme stratejisinden kaçının!

Her yerde olmaya çalışmanın bir başka belirtisi ise spesifik olarak kitlemizi anlamamaktır. Birçok marka ideal müşterileri kimdir bilmiyor.

Kimin hedef kitlemiz olduğunu ve bu kitlenin hangi segmentte bulunduğunu hesaplamadaki en önemli faktör müşterinin değerini hesaplamak ve online mecralarda bu kişilerin ne kadar zaman harcadığını tespit etmektir.

Eğer müşterileri ‘yaşam süresi’ne göre değerlendirebiliyor ve kategoriye ayırabiliyorsak, karakter özelliklerini de anlayabilir, sosyal medyalardaki profilleri ile eşleştirebilir ve benzer özellikte profil taşıyan yeni kişilere de ulaşabiliriz.

social media1

4. Sosyal medyanıza Frankenstein gibi davranmayın!

Markaların yeterince sosyalleştiğini söyleyemeyiz. Sosyal medya müşteri deneyimleri ile pişmelidir böylece markanız ve kişiler arasında bir bağ kurabilirsiniz (sayfaya davet edilmiş arkadaşlar, paylaşılmış postlar, vs.)

Markanızı sosyal bir hale getirin. İroniktir ki birçok küçük ölçekli markalar, birçok büyük markanın yaptığından daha iyi sosyalleşiyor. Lokal bir kahve dükkanı size bir daha ki gelişinizde bir kahve kazanma hakkı veriyor. Büyük markalarda aynı şeyi yapmalı. Bu müşterilerinizi Twitter veya Facebook hesabınızı takip ettirmek kadar teşvik edici ve kolay!

5. Sosyal medya televizyon değildir

Birçok marka sosyal medyanın amacının bireylerle ilişki kurmak ve iletişim haline geçmek olduğunu unutuyor. Markalar hala sosyal medyaya TV reklamı muamelesi yapıyor ve bununla ilgili tek yönlü mesaj, tesadüfen sorulan sorular, yine tek yönlü mesajlar… gibi bir strateji izliyorlar. Maalesef ki online ortamlarda böyle bir mesajla karşılan bir kişi için bu sadece tek yönlü bir iletişim biçimidir ve o kişi içerisine pek de dahil olmaz.

Sosyal medyada varolmanın ana kurallarından biri de zamanın %80’in de aslında kendi markanın ürünleri hakkında değil; başka şeyler hakkında konuşuyor olmak. İnsanların isteklerine karşı ahenksiz davranmak mantıklı olmayacaktır.

6. Müşteri gibi düşünün

Başarılı bir pazarlamacı olmanın yanı sıra siz de birçok markanın müşterisisiniz, unuttunuz mu? Hayranlarla veya takipçilerle iletişim kurarken olaya bu açıdan bakın. Sen, ben ve bu dünyadaki tüm tüketiciler ‘’Benim bu işten çıkarım ne olacak?’’ bakış açısındayız, unutma! Müşterilerinizle sadece bağlantı kurmak için kurmayın, onların kendilerini özel hissetmelerini sağlayın!

7. Takipçi satın almak: Hoş değil…

Eğer takipçi satın alıyorsanız bu müşteri edinmekiçin hiç de kalıcı bir çözüm değildir. Hayran sayınızı artırmak için daha bütüncül yollar tercih etmelisiniz. Örneğin takipçilerinizi daha en başında markaya bağlı hale getirmeye çalışmak ve markanızı takip etmeleri için onlara sebepler vermek.

Zamanla ‘’Like’’ veya ‘’Follow’’ butonlarına basma durumunu etkileşime çeviriyor olmak lazım. Para harcayarak takipçi edinmektense onları birebir bir temasta olmadan sizinle etkileşim ve bağlılık içine sokabilecek özel yollar bulmalısınız (omni-channel). Örneğin bir içecek veya çikolata markası otomatlarının üzerine bir ‘’Like’’ butonu koyabilir ve her beğenene indirim verebilir?

*Bu yazı thenextweb.com’dan çevrilmiştir; http://bit.ly/1GqWBiG

Author: yaprak

Share This Post On