Sosyal Medya Mahallesi

1352756960_sosyalmedya_2aHavalı kelimelerin uçuştuğu, dipsiz bir kuyu sanki bu “Sosyal Medya Mahallesi”. Hem yeni bir mecra, hem de çok tanıdık. Hem de çok bizden.

Sanki sokak aralarında, fasulye yemeğini ocağa koyup da kaynatırken, gündelik hayatı da arada kaynatmaya çalışan teyzeler gibi. Çıraklar, kepenkleri açıp dükkanın önünü toz kalkmasın diye ıslatarak süpürür ve bir orta kahve söylerken, komşu esnaflarla memleket meselelerini paylaşan amcalar gibi; Tanıdık.

Bu mahallede yok yok… Herkesin cıss dediği, itinayla uzak durmanın gerekliliğiyle hep kaçındığı her şey burada konuşulabilir.Tatlıdır ya kitleleri etkileme telaşı. Beğenilme ,onaylanma isteği… Kabul görmenin verdiği tarifsiz haz. İşte o haz, konuşturur durur sosyal medya mahallesi sakinlerini.

Eski tabirle lakırdılarda, din de vardır, siyaset de. Aşk da vardır, futbol da. Kitleleri en çok uyuşturan her şey, en çok konuşturana döner bu mahallede. Dozunda olmayanlara, kendi alanlarına girenlere, sınır tanımayanlara hızla sesini yükselten ve bundan nemalanan çığırtkanlar hem çok sevilir hem de korkulur ölesiye. Kendi kanunlarını yeni yeni oluşturmaya çalışan, gizli ajandalarla yönetilen bu mahallede, insanların başlarına ne geleceği henüz belli değildir. Çünkü, burası “Türkiye’dir”.

İçlerini dökme telaşı ile, çalakalem konuşulan hayatlarda, mahallenin sakinleri rahatsız olur zaman zaman diğerlerinden. Kılıçları çekip, farklılıkları kabul etmek, tiz sesleri bastırmak arzusu ile mücadeleye girişirler. Bunun sonunda, etki –tepkiyi, tepki de etkiyi doğurur. Bir de bakmışsınız, birbirine düşmüş mahalle sakinleri. Sonunda, kamuoyu oluşur, gündem değişir, haberler atlanır, hayatlar ıskalanır…

Herkes birbirini, amaca hizmet etmemekle, rantiye olmakla, kötü konuşmakla, iyi yazmamakla suçlar durur. Amaç, herkese ve her şeye göre değiştiğinden, ortak dil, ortak yol bulmak çok da mümkün değildir aslında. Birbirine bakarken, sadece kendilerini gören insanların mahallesinde, ayna olabilmek, herkesin iç sesine kulak olabilmek için, yürekten, akıldan, kendinden sıyrılıp durabilmek gereklidir belki de sadece.

Günün sonunda, eteklerindeki çakıl taşlarını dökerek, ayna olabilmenin çok yakıştığı; Kurallara, oyunlara, aynılıklara, tekrarlara uymadan, kafasına, gönlüne, fikrine ve en önemlisi de keyfine göre yazan, okuyan, konuşan insanlar vardır birde. Onlara, mahallenin delisi denip geçilir.Çünkü, onlar ne yapsa yeridir.

Mahallenin delisi olmak için ; ideaatolye@gmail.com

Yapriko- İstanbul

Author: yaprak

Share This Post On